Yukarıda da anlatıldığı gibi inşaat yapılmak istenen alanda kaya mezarları, anıtsal yapı kalıntıları ve arkeolojik malzeme bulunduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Bu alan gerek burada bulunan arkeolojik buluntular gerekse topografik yapısıyla Kastabala kentinin ayrılmaz bir parçasıdır. Fabrika kent sınırları içinde yer alan tepe üzerindeki antik kalıntılar üzerine inşa edilmek istendiğinden, her ne kadar defineciler tarafından kısmen tahrip edilmiş olsa da tarihsel olarak yerine tekrar konulamayacak binlerce yıllık bilgiler içermektedir. Bu durum, zamanında Sit alanı, tarlalarla sorun yaşanmaması için dar tutulmuş olmasından dolayı kentin tarla içinde kalan bölümleri için de aynıdır. Fabrika inşaatının ve buna bağlı yolların antik eser kalıntılarının üzerine yapılması yasal olmayıp, kentin tarihi değerlerinin bir bölümünün bir hamlede, geri kalan bölümünün de üretim sırasında ve nakliye sırasında oluşan titreşim ve emisyon gibi diğer faktörlerle kısa ter sürede tamamen yok edeceği açıktır.
Antik kentin direkt olarak üzerine kurulması öngörülen çimento fabrikasının bulunduğu alanda yıl boyunca rüzgarın GD-KD istikametinde estiği bilinmektedir. Üretim aşamasında çimento fabrikalarından gerek ana baca gerekse yan bacalardan çıkan emisyon ve zararlı madde içeren tozlan rüzgarın yönüyle ilgili olarak direkt antik kentin üzerine yayılacaktır. Bacalarından çıkan zararlı maddelerin yayılım alanının baca yüksekliğiyle orantılı olarak çevreye yaydığı göz önüne alınırsa antik kentin tümüyle etki alam içinde kalacağı kesindir. Filtre takılması ve filtrenin kesintisiz olarak işletilmesi bu durumu ancak kısmen engelleyebilir. Duman ve toz olarak çevreye yayılan zararlı maddeler yağmurla toprak altına ve taş eserlerin dokularına işleyecektir. Bu durum an-tik kentte yer alan ve 2500 yıldır ayakta olan anıtsal eserlerin taşlarının kısa bir süre içinde korozyona uğrayarak bozulmasına neden olacaktır. Antik şehirde kullanılan yapı taşlarının kalker, mermer gibi emisyona daha duyarlı türde taşlar olması bu tahribatı daha da hızlandıracaktır. Nitekim günümüzde büyük kentlerdeki yoğun hava kirliliği nedeniyle yakın tarihe ait anıtsal eserlerin bile tehlikede olduğu ve bu tehlikenin giderek arttığı, buna karşı önlemler alınmaya çalışıldığı, ancak bir çok durumda tamamen çaresiz kalındığı bilinmektedir. Endüstrinin yoğun olduğu ülkeler ve yerleşmenin yoğun olduğu şehirler bu örneklerle doludur. Bu durum toprak altında gün ışığına çıkartılmamış eserler için de geçerlidir. Toprak altında olan eserlerin bozulmasına etki eden faktörlerden en önemlisi zararlı emisyonların su ile toprak altına taşınmaları sonucunda oluşan tahribatdır. Avrupa ülkelerinde yapılan araştırmalar sonucunda binlerce yıl toprak altında kalarak günümüze ulaşmış, özellikle maden eserlerin son 50 yılda hızlı bir şekilde yer altında bozulmalarının tetikleyici nedeninin toprağa karışmış zararlı maddeler olduğu saptanmıştır. Bu durum geri dönüşümü olmadan kültür mirasımızın araştırılarak belgelenemeden tümüyle yok olmasına neden olacaktır.
Fabrikanın yakın çevrede insan sağlığı, tarım vs. yanı sıra hammadde alınacağı için ormanlık alanlara da zarar vereceği açıktır. Fabrikada üretilmesi planlanan çimento'nun hammaddelerinden birinin, yani kil' in Hierapolis-Kastabala kentinin 4 km kadar kuzeyinde Çamlıbel Mahallesi ve civarındaki tarlalık alanların hemen kenarında başlayan ormanlık alandan alınacaktır. Kil alınacak alanlarda herhangi bir kültürel mirasın varlığı ile ilgili hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Alman malzemenin nakliyesi ağır vasıtalarla dolayısıyla gene Antik Kentin yayılım alanı içinden geçen şimdiki asfalt yoldan yapılacaktır. 30 tonluk kamyonların buradan sürekli ve yoğun bir şekilde geçmeleri kaçınılmaz olduğundan bu yolun genişliği yeterli olmayacaktır. Buna bağlı olarak titreşim ve gürültü kirliliği oluşacağı da kesindir. Kil alman sahalarda ağaçlar kesilerek yüzey toprağı alınacak olan alanların yeniden orman olarak kazanılması imkansızdır. Kil ocaklarıyla başlayacak olan bu tahribat çevredeki doğal güzellikler yanı Sıra tarihi değerleri ve yörede var olan çok önemli bir turizm potansiyelini de ortadan kaldıracaktır. Bu konuya diğer bölümde değinilecektir.
Halet Çambel ve Murat Akman; "Kastabala Vadisi, Kastabala Kutsal Kenti, Kuş Cenneti, Kaleler ve Çimento Fabrikası", Arkeoloji ve Sanat Dergisi. 128. 2008: 125-148