CENGİZ BEKTAŞ
Bugün 8 Mart (2008). Dün Almanya'dan aradı bir okuyucum. Kızı: "Türkiye'de büyük belediyeler futbola yaptıklarınca (ya da yapacaklarına) kültüre neden yatırım yapmıyorlar? Telefon aç, söyle Cengiz Bektaş'a, bu konuya değinsin." Yerel yönetimlere duyurulur. Bizi ortaçağa geri götürmeye çalışanlara duyurulur. Sanmayın ki bizi geri götürebileceklerini bir olasılık olarak düşünüyorum. Geleceğin onları yeneceğinden en küçük bir kuşkum yok. Bunlar mı Anadolu çocuğu, bunlar mı Müslüman? Bize verem mikrobu verdiler... Sanıyorlar ki bizi yeniden, kanımızı emecekleri "hasta adam" durumuna getirecekler... Oysa aslında bize bir aşı yapmış gibi oldular. Bedenimiz bu mikroplarla savaşımı öğrenecek böylece... Daha güçlü çıkacağız bu durumdan... Kendimize, ülkemize inanç içinde büyüdük biz. Babamızın on dokuzuncu yüzyılından yirmi birinci yüzyıla aydınlanma, ilerleme, devrim inancıyla geldik. Tüm iyilikleri, hepimiz, ayrı gayrı düşünmeden herkes için düşünerek, isteyerek... Çağ gerisini özleyenler geçmişle ilgili neyi biliyorlar da özlüyorlar? Ama biliyor musunuz en çok kimlere üzülüyorum? Cumhuriyetten her şeyi alıp da ona hiçbir şey vermeyenlere... Kim bunlar? Evet, alıp da vermeyenler... Yalnızca kendilerini düşünenler... Topluma karşı, insanların daha iyi, daha ileri yaşama koşullarına kavuşmaları için en küçük bir sorumluluk duymayanlar... Yurdumuz en büyük acıları yaşarken hala "ben benci" olabilenler... Almanya'dan seslenen okuyucumun dediği gibi, yerel yönetimler, bizim paralarımızla neden futbola yatırım yaparlar da kültüre, küçücük ülkeler ölçüsünce bile yatırım yapmazlar? TV'lerle, renkli basınla en düşük düzeyden eğlenceye (?), yarışmaya (dilenmeye) açık saçıklığa alıştırmaya çalışanlar neden yapıyorlar bunu? Bilincimizi körletmeye neden uğraşıyorlar? Böylece sömürüye açık duruma getirmek, öylece de tutmak istemiyorlar mı bizi? Osmanlının son günlerinde olduğu gibi iliğimizi sömürmüyorlar mı yeniden? Buna göz yumup oturacak mıyız? Her şeyimize apaçık el koyanlara karşı elimiz kolumuz bağlı mı kalacak?
Kendi ülkelerinde, tarım alanları kirlenmesin diye çimento üretme yerlerini kapattıranlar, ülkemizdeki üretim yerlerini (fabrikaları) ele geçirip kendileri için üretim yaptırırlarken, bize gerekli olan, yurdumuzda üretilen çimentoyu bile onların malıymış gibi bize satıyorlar... Bunlar tarımca değerli birçok yerimizde olduğu gibi, şimdi de "Hierapolis Kastabala" kutsal kenti alanına bir çimento üretim yeri kurmak için tüm izinleri almışlar. Yüzde 65'i yabancıların olan bu kuruluşun önünde, işe girişmek için hemen hemen hiçbir engel kalmamış. Bu girişimi önlemek için 92 yaşına karşın, yiğit bilim kadınımız Prof. Dr. Halet Çambel, Osmaniye'de savaş veriyor. Buradan öneriyorum Osmaniyeli mimarlara, Adanalı mimarlara; Mimarlar Odası örgütlesin, hep birlikte Halet Çambel'e gidelim. Gücümüzü, sesimizi onunkine katalım... En kısa sürede Kastabala'da, neredeyse olduğu gibi duran 5 bin kişilik tiyatrosunda bir bildiri yazıp duyuralım bilinçsizlere, sağır sultanlara, sömürgenlere, onlardan paylananlara: Halet Çambel yalnız değildir! Emekçi Kadınlar Günü bütün kadınlara kutlu olsun!
Kastabala antik kenti tehlike altında. Kentin yakınında çimento fabrikası kurulmak isteniyor Osmaniye sınırları içinde yer alan Hierapolis Kastabala antik kentinin yaygın alanı içine çimento fabrikası yapılmak isteniyor. Osmaniye'den Cevdetiye, Kesmeburun üzerinden Karatepe-Aslantaş ören yerine ulaşan yolun doğusunda 13. yüzyılda yapılan ve Bodrum kalesi olarak tanımlanan kalenin eteklerinden başlayan Kastabala ören yeri Çukurova'nın en önemli antik kenti olarak kabul ediliyor. Arkeolog Murat Artmen, Kırmıtlı Belediye Başkanı Ali Murtaza Doğan ve Mimarlar Odası Adana Şubesi Başkanı Bekir Kamışlı tarafından bölgeye yapılan ziyarette, Mimarlar Odası Adana Şube Başkanı Bekir Kamışlı, antik kenti yok edecek çimento fabrikasının yapımı için sessizce yürütülen çalışmaların Arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel tarafından ortaya çıkarıldığını belirterek, "Bugüne kadar birçok kurumdan uygunluk belgesi alan yüzde 65'i yabancı sermayeye ait olan Üniversal Çimento, Kastabala antik kentinin 500 metre yanına fabrika yapacak. Bu fabrika önce antik kenti yok edecek sonra da ortaya çıkaracağı çevre kirliliği ile yörede bulunan Kırmıtlı Kuş Cenneti'nin içinde bulunduğu Ceyhan Deltası'nı olumsuz etkileyecek" dedi. Ziyaretin duyulması üzerine olay yerine gelen Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi İmam Hüseyin Çalık ve köylü olduklarını söyleyen 4 kişi, çimento fabrikasının yapılmasının işsizlikle boğuşan Kesmeburun köylüleri için refah getireceğini iddia ederek, çimento fabrikası yapılmasına karşı çıkanların art niyetleri olduğunu ileri sürdü. Çimento fabrikası yapılan bölgede 65 dönüm arazisi bulunduğunu söyleyen Muzaffer Hambel isimli köylü ise, "Ben sürüyordum ama devlet beni çağırdı. Buranın altında hamam olduğunu ve burayı süremeyeceğimi, altında tarihi eserler olduğunu söyledi. Ama şimdi buraya fabrika yapıyorlar. Bir türlü anlamadım" diye konuştu.
Yeter ki tarihi eserlere bir şey olmasın
Çimento fabrikası yapılacak arazide yetkililerin 10 yıl önce tarihi eser var demesine rağmen buraya çimento fabrikası yapılmak istenmesine tepki gösteren Hambel, "Ben istemiyorum. Burası hepimizin malı, ben ekinimi bıraktım. Ekmiyorum. Yeter ki tarihi eserlere bir şey olmasın" şeklinde konuştu. Arkeolog Murat Artmen ise yaptığı açıklamada buranın çok geniş bir alan olduğunu ve çimento fabrikasının yapılacağı arazinin içerisinde dahi tarihi kalıntıların bulunduğunu vurguladı. Köylünün iş sıkıntısı ile şikayetlerini de değerlendiren Artmen, "Kurulacak çimento fabrikası için vasıflı işçi alınacaktır. Eğer köyden de alınacak işçi olursa burada aldığı paranın 4 katını da hastaneye vermek zorunda kalacak. Üstüne bu tarihi yer de yok olacaktır" dedi. (Adana/EVRENSEL)
Kuş Cenneti de etkilenecek
Kırmıtlı Belediye Başkanı Ali Murtaza Doğan ise buraya kurulacak fabrikanın aynı zamanda Kırmıtlı Kuş Cenneti'ni de olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti. Çimento fabrikasının ülkenin en önemli antik kentlerinden biri olan Hierapolis Kastabala'nın bulunduğu alana kurulmasını da manidar bulduğunu belirten Doğan, "bu işin altında çok karanlık işler olabileceğinden de şüpheleniyorum" diye konuştu.