Osmaniye Arkeolojik Miras
Oktay Akbal
Oktay Ekinci
Geri
06.04.2008

Kastabala'ya çivi bile çakılamaz

Prof. Dr. Halet Çambel, çimento fabrikası yapılmak istenen Hierapolis-Kastabala antik kentinin mutlaka korunması gerektiğini belirtti.

YUSUF BAŞTUĞ

ADANA - Türkiye'nin en önemli arkeologlarından Prof. Dr. Halet Çambel , çimento fabrikası yapılmak istenen Hierapolis-Kastabala antik kentine yasal olarak bir çivi bile çakılamayacağını söyledi. Antik kentin mutlaka korunması gerektiğini belirten Çambel, "Tarihi güzelliği ve değeriyle orası zaten bacasız bir fabrika konumunda. Fabrika kurup burayı yok etmek yerine, antik kentin bu yönü değerlendirilmeli" dedi.

Tarih öncesi arkeolojide dünyaca ünlü, 1916 doğumlu Prof. Dr. Halet Çambel, rahatsızlanarak kaldırıldığı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde bulunan Hierapolis-Kastabala antik kentine çimento fabrikası yapılmak istenmesine karşı çıktı. Antik kentin kültürel miras olarak mutlaka korunması gerektiğini belirten Çambel, "Orası Roma devrinden önce çok büyük bir ibadet alanıydı. Roma devrinde ise oldukça önemli bir ticaret alanı oldu. Zeytinyağı ticaretinin merkezi konumundaydı" diye konuştu. Tarihi antik kente niçin çimento fabrikası yapılmaması gerektiğini anlatan Çambel, şunları söyledi:

"Öncelikle, fabrika antik kentin sınırları içine yapılacağı için eserleri tahrip edecektir. Fabrikadan yayılacak tozun suyla buluşması halinde tahribatın boyutu yükselecektir. Fabrika 'Önemli doğa alanı' ilan edilen Ceyhan Deltası'nın hemen yakınına yapılmak isteniyor. Bu bölge özelliğini yitirebilir. Ceyhan Deltası içinde gerek yerli kuşların, gerekse göçmen kuşların konaklayarak üredikleri bir alan olan Kuş Cenneti, yakın çevresinde taşocaklarında dinamit patlatılması, nakliye sırasında oluşan titreşim, atıklarla zaten kirlenmiş olan Ceyhan suyunun daha da kirlenmesi tehlikelidir."

27.04.2008

ÇİMENTO FABRİKASI KURULUYOR

'Kuş Cenneti' tehlike altında

ALİ TIRAŞ

OSMANİYE - Osmaniye'de Universal Çimento AŞ tarafından 2 bin 500 yıllık tarihi Hierapolis Kastabala yerleşim alanı ve Ceyhan Nehri sulak alanlarındaki Kırmıtlı Kuş Cenneti'nin hemen yakınına çimento fabrikası kurmak istemesi tepki çekti. Arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel öncülüğünde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Osmaniye Şubesi'nde toplanan sivil toplum örgütü temsilcileri konuyla ilgili hukuk savaşımı başlatma kararı aldı. Arkeologların "uyuyan kent" adını verdiği Kastabala'da 1990'dan bu yana kazı çalışması yapılmadı. 2 bin 500 yıllık tarihi kent Kastabala, 5 bin kişilik tiyatrosu, stadyumu, tapınakları, hamamları, kaya mezarlıklarıyla 30 yıldır gündemde bulunmasına karşın kazılarda hiçbir ilerleme sağlamadı.

Universal Çimento AŞ'nin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan izin almadan Kırmıtlı Kuş Cenneti ve tarihi Hierapolis Kastabala yerleşim alanının yakınına çimento fabrikası kurmak için çalışma başlatması Osmaniye'deki sivil toplum örgütlerini ayağa kaldırdı. ADD Osmaniye Şubesi'nde düzenlenen toplantıda konuşan arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel, konunun TBMM gündemine taşınması için çalışma başlattıklarını söyledi.

28.05.2008

Ankara'da sempozyum

ZEYNEP ALTAY

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin (DTCF) düzenlediği 30. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu DTCF Farabi Salonu'nda önceki gün başladı. Açılış töreninde Prof. Dr. Ufuk Esin saygıyla anıldı ve Dr. Fahriye Bayram ve Levent Vardar'ın danışmanlığında çekilen TRT 2 30. Yıl Belgeseli izlendi. Belgeselde kazı tarihimiz ve müzeciliğimiz anlatıldı. Bilim Kurulu adına açılış konuşmasını yapan DTCF Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özgünel kazı proje ve ekiplerinin düzenlenmesinde dikkat edilmesi gereken bilimsel ve etik sorunlara değindikten sonra, 2008 kazı mevsimi başlarken çok sıkıntı yaratan 'ödeneğin il özel idarelerince verilmesi' uygulamasının değiştirilerek eski uygulamaya dönülmesini istedi.

Rektör Prof. Dr. Nusret Aras da arkeoloji alanına katkıda bulunmaktan mutlu olduklarını belirttikten sonra kazı ödeneklerinin hala çok zayıf kaldığını vurguladı. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, geçen yıl kazı, restorasyon ve yüzey araştırması olarak toplam 432 bilimsel çalışma için 14 milyon 563 bin YTL harcandığını, bu yıl koruma kazılarına öncelik vereceklerini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise "Görevimiz, dönem, çağ ayırmaksızın, uygarlıklar arasında herhangi bir ayrım yapmaksızın, bu topraklarda ne varsa hepsine sahip çıkmak, bize ait olduğu duygusuyla dönüp dünyaya tanıtmaya çalışmaktır" diyerek arkeolojiye verdikleri önemi dile getirerek ödenek aktarma konusundaki sıkıntıları aşma konusunda da işbirliği yapacağını açıkladı. Üç ayrı salonda 300'den fazla bildirinin sunulacağı sempozyumun açılış oturumunda ilk sunumu yapan Prof. Dr. Halet Çambel, Osmaniye'deki çimento fabrikası yapılma ön izni verilen 2500 yıllık antik kent Kastabala'da kazılara derhal başlanmasını istedi.

01.06.2008

Tanrıçaları ve İnsanları Rahat Bırakın...

ZEYNEP ALTAY

Gözünüz açık ya da kapalı, binlerce yıl öncesine gidebilirsiniz, bu kentte... Bir rahibe olup ateşlerin üzerinden çıplak ayakla geçip efsanenin soluğunu da duyabilirsiniz, eğer, doğayı olduğu kadar arkeolojik alanları da kendisine bir şantiye, bir fabrika kurma yatağı kurmak isteyenlerin ve onlara bu onayı verenlerin hışmından kurtulabilirseniz...

Sözünü ettiğimiz yer Osmaniye'de "kutsal şehir" olarak da anılan 2500 yıllık "Hierapolis Kastabala". Sadece o değil, "Kırmıtlı Kuş Cenneti" de tehdit altında. Çünkü üzerlerine bir çimento fabrikası kurulması planlanıyor. Universal Çimento Sanayi AŞ'nin Entegre Çimento Fabrikası için ÇED yönetmeliğine uygun hazırlattığı "Proje Tanıtım Dosyası"nda proje alanında ve yakın çevresinde arkeolojik miras bulunmadığı yazıyor. 600 küsur sayfalık ÇED raporunda herkesin bildiği Kastabala'dan tek bir satır yok. Dahası bir çimento fabrikası için öncelikle "görüş"ünün alınması gereken Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu da bu projeden habersiz. Kendilerine görüş sorulmadı çünkü. Projeye "olumlu" onayı veren makam ise Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Planlama Genel Müdürlüğü. 19 Kasım 2007 tarihli kararda, bugün de aynı görevi sürdüren Genel Müdür Vekili Ömer Soylu'nun da payı var.

Fabrikaya ÇED olumlu belgesi verilirken "Sağlık Etki Değerlendirmesi" yapması gereken sağlıkçılar da atlandı. Halbuki çimento fabrikaları "Gayrı Sıhhi Müesseseler (GSM) Yönetmeliği"nin zarar boyutu en yüksek olabilecekler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine neden olacakları için, insan yerleşim yerlerinden mutlaka uzak olmaları gerekiyor.

Fabrika zararlı, çünkü...

Haber duyulur duyulmaz yöre sakinleri, meslek örgütleri harekete geçti.. Türkiye Biyologlar Derneği, Adana Peyzaj Mimarları Odası, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Figen Doran ve Osmaniye Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Umur Gürsoy hemen kolları sıvayıp bir rapor hazırladı. Rapor, çimento fabrikasının Hieropolis-Kastabala antik kenti, Kırmıtlı Kuş Cenneti, Karatepe-Aslantaş Milli Parkı ve Karatepe Antik Yerleşim alanı üzerinde yaratacağı ve geri dönülemeyecek nitelikteki olumsuz etkilerini ortaya koyuyor. Ekonomik ömrü 100 yıl olan fabrikanın Osmaniye'ye 10, Kırmıtlı Kuş Cenneti'ne dört kilometre, Kesmeburun köyüne ise yaklaşık yüz metre mesafede olduğu anımsatılarak fabrikanın ekonomik fayda değil yük getireceği, doğaya, tarihe ve sağlığa zarar vereceği anlatılıyor. Rapor, zararları şöyle detaylandırıyor:

"Hammadde ihtiyacı ocaklardan patlatma yöntemi ile elde edileceğinden bitki örtüsü yok olacak, fabrikadan dış ortama atılan hava kirleticileri ve hammadde olarak tüketeceği kayaların parçalanması, yakıt yakılması sırasında ve kül deposu kaynaklı uçucu tozlarla akciğerlere giren metal kökenli kanserojenler başta solunum yolları hastalıkları ve kanserler olmak üzere toplum sağlığına zarar verecek, deniz ve demiryolundan uzak olan fabrikadan İskenderun limanına, hammadde için de ocaklara yoğun kamyon trafiği olacak, kamyonlar titreşim, toz ve petrol emisyonları ile trafik kazalarını arttıracak. Geçim kaynağı hayvancılık, bağcılık ve zeytin tarımı hava kirliliği, yaprakları kaplayıcı toz nedeniyle fotosentez azalması ve çiçeklenme döneminde meyva tutmasının azalmasıyla zarar görecektir."

Bu rapor yöre halkını harekete geçirdi. Osmaniye Barosu, Mimarlar Odası Adana Şubesi, Kazmaca ve Yeniköy Muhtarlığı ÇED raporunun iptali ve yürütmeyi durdurmak için Adana İl İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Karatepe- Aslantaş Koruma Derneği, Osmaniye'deki Çukurova Doğa Derneği, Adana Biologlar Derneği, Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları, ÇEKÜL, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı da Adana Koruma Kurulu'na ilettiler raporu. CHP milletvekilleri Berhan Şimşek, Faruk Demir ve Gökhan Durgun da bölgeyi inceledi ve soru önergesi için kolları sıvadı.

Tarih mirasına, doğaya karşı bir çimento fabrikası... Yüz yıllık kara karşılık, binlerce yıllık bir geçmiş... Hangisinden vazgeçmek daha ahlaki dersiniz?

14.06.2008

ANADOLU HALK BİLİMLERİ VE KÜLTÜR DERNEĞİ

'Özgür İnsan' ödülü Çambel'in

OSMANİYE (Cumhuriyet) - Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği, bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Özgür İnsan" ödülünü arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel'e verdi. Şekip Ersoy Salonu'nda yapılan törende ödülünü Osmaniye Valisi Zübeyir Kemelek'ten alan Çambel, "Önce bana, Kastabala'ya çimento fabrikası kurdurtmayacağınıza söz verin" dedi ancak olumlu bir yanıt alamadı. Osmaniye'de Hierapolis Kastabala Antik Kenti sınırları içinde kurulmak istenen çimento fabrikasının, antik kenti, yakınlarındaki Kırmıtlı Kuş Cenneti'ni ve bölgenin verimli arazilerini yok edeceğini vurgulayan Çambel, "Oraya fabrika kurmak cinayettir. Hepinizi bu konuda tepki göstermeye çağırıyorum" diye konuştu.

Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği, özgür insan ödülünü geçen yıllarda, Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ, bilim insanı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve yazar Yaşar Kemal'e verdi.

18.08.2008

Çelişkiler yumağı: Çevre

Türkiye art arda kurulmaya kalkışılan çimento fabrikalarıyla kentlerden, kıyılardan sonra yaylaları, ormanları, dağları son aylarda da sit alanlarındaki antik kentleri yıkıma uğratıyor.

ZEYNEP ALTAY

Cumhuriyet / Gıda- 5 Haziran'da Dünya Çevre Günü'nü kutlayan, 11 Haziran da TBMM Çevre Komisyonu'nda Kyoto Protokolüne Türkiye'nin katılımını uygun gören yasa tasarısını kabul Seden, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında Avrupa standartlarını benimseyen Türkiye, kağıt üzerinde olumlu adımlar atıyor. Uygulamada ise, ne devlet, ne belediyeler, ne bilim adamları turizmcileri, sanayicileri, tarım sektörünü denetleyip aydınlatmıyor. Doğa, tarım alanları, su alanları, antik kentler ve dolayısıyla insan sağlığını koruma konusunda olumlu adımlar atılmıyor.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 7 Mayıs'ta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'yle birlikte düzenlediği "Küresel Isınma Kurultayı"nda atık, ağaçlandırma, enerji, sulama alanındaki projelerini, kara taşımacılığının yarattığı kirliliğin önüne geçmek için yatırımlar yaptığını anlattı. Küresel ısınma tehdidi karşısında halkı uyandırmak gerektiğini söyleyerek basından yardım istedi. Eroğlu, açıklamalarına taban tabana zıt olan uygulamalara niçin müdahale etmiyor? Antik kentleri plansız ve yanlış uygulamalardan koruma konusunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Müzeler Genel Müdürü girişimlerde bulunurken niçin Eroğlu ve ekibiyle eş güdüm sağlanamıyor? Bakanlıklar ayrı olsa da memleket problemleriyle bir bütün, çözüm de bütüncül yaklaşımla mümkün değil mi?

Gereken eşgüdüm

Pis sanayi ürünlerinde ihracat artışının nedeni AB ülkelerinde ÇED kriterlerine ödünsüz uyulması mı sorusunu yönelttiğimiz Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı; "Her konuda olduğu gibi pis sanayiden kurtulma ya da en aza indirmek için bir orkestra gibi organize olmak gerekir. İşini en iyi yapmak ve diğerine kulak vermek, bir merkezden uyum ve tempo içinde çalışmak. Görevini ihmal edene müsamaha etmemek lazım. ÇED kriterine uygun üretim neden yapılamasın? Üretimde en az zarar en yüksek verim neden elde edilmesin? Kriterlere uygun olup olmamayı denetleyenler de sorumluluktan kaçamamalı" diyerek eşgüdüm ve mesleki sorumluluğa dikkat çekiyor.

Çevre bilinci lafta kalmamalı

Küresel ısınma tehlikesine karşı gelişmiş ülkeler çevre bilincini güçlendirip, koruma tedbirleri alırken Türkiye plansız betonlaşma, son günlerde arda arda kurulmaya kalkışılan çimento fabrikalarıyla kentlerden, kıyılardan sonra yaylaları, ormanları, dağları son aylarda da sit alanlarındaki antik kentleri mahvediyor. Dünyada gıda savaşları sürerken, sosyal stratejik, güvenlik açısından en önemli sektörümüz olan tarıma geri dönülmez zararlar veriliyor.Doğa, tarih. ve su alanlarını korunarak, tarıma, turizme yatırım yapılarak ülke kalkınamaz mı?

Son günlerde basında sık sık yer alan haberlerde Oyak-Otomotiv ve Çimento Grubu'na en fazla satış teklifinin çimento fabrikalarından geldiğini okuyoruz. Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar; "Bu yıl ihraccat hedefimiz 2.3milyon tona yakın" diyor. O halde iç piyasada sıkıntı yokken yeni çimento fabrikası açmak için Osmaniye ve turizm cenneti Fethiye Üzümlü'de çevre katliamına niçin göz yumuluyor? Osmaniye de yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası Kastabala antik kenti sit alanına 250 metre köye 100 metre uzaklıkta.

ÇEDD kriterleri kimden sorulur?

"Kutsal şehir" olarak anılan 2500 yıllık "Hierapolis Kastabala" yerleşim alanını ve Kırmıtlı Kuş Cenneti'ni hem arsa, hem de "hammade" olarak kullanmaya aday olan.Universal Çimento San.A.Ş.'nin Entegre Çimento Fabrika projesi için ön izin Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na haber bile verilmeden çıkıyor.

Çevreciler, mimarlar, ziraatcılar, arkeologlar ve halk sağlığı uzmanları; "Çimento fabrikaları 'Gayrı Sıhhi Müesseseler (GSM)Yönetmeliği'nin zarar boyutu en yüksek olabilecek 1.sınıfında yer alır. Özellikle hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine neden olacakları için, insan yerleşim yerlerinden mutlaka uzak olması gereken işletmelerdir" yönünde raporlar veriyor.

Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, Kızyusuflu köyünde Karatepe Kazı ve restorasyon çalışmalarını 50.yılı aşkın süredir yürüten, arkeoloji zengini Adana yöresini ve doğal yapısını çok iyi bilen Prof. Dr. Halet Çambel ve kazı ekibinden arkeolog restoratör Murat Akman; Kastabala antik kenti alan sınırları içerisinde yapılması projelendirilen çimento fabrikası'nın Hieropolis-Kastabala antik kenti, Kırmıtlı Kuş Cenneti, Karatepe-Aslantaş Milli Parkı ve Karatepe Antik Yerleşim alanı üzerinde yaratacağı ve geri dönülemeyecek nitelikteki olumsuz etkileri ortaya koyuyor.

Türkiye Biyologlar Derneği ve Peyzaj Mimarları Odası Adana Şubeleri verdikleri raporlarda, gerçekleşecek zararı şöyle özetliyorlar: "Ekonomik ömrü100 yıl olan fabrikanın hammadde ihtiyacı ocaklardan patlatma yöntemi ile elde edileceğinden, bitki örtüsünü yok edecek, dış ortama atılan hava kirleticileri ve hammadde olarak tüketeceği kayaların parçalanması, yakıt yakılması sırasında ve kül deposu kaynaklı uçucu tozlarla akciğerlere giren metal kökenli kanserojenler başta solunum yolları hastalıkları ve kanserler olmak üzere toplum sağlığına zarar verecek, deniz ve demiryolundan uzak olan fabrikadan İskenderun limanına, hammadde için de ocaklara yoğun kamyon trafiği titreşim, toz ve petrol emisyoları ile doğal yapıyı bozacak."

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Ortaş ve Prof. Dr. Selim Kapur gözlemlerine dayanarak Adana Çimento Fabrikası'nın ziraat zarar verdiğini, bu nedenle pek çok dava açıldığını dile getiriyorlar. Ortaş, üretim sonucunda çıkan alkali tozların yağan çığ ile birleşerek sulandığını sadece bitkilerde fotosentezi engellemediği tarihi eserleri de çürüttüğünü, deformasyona sebep olduğunu açıklıyor yeni projeler için yetkilileri uyarıyorlar.

Yerinde keşif şart

Üniversiteler bilirkişi raporları hazırlarken ÇED Raporu , yayınlanmış yönetmelikler ve ilgili literatüre bakıyor. Tabii bilim etiğine bağlı oldukları var sayıyoruz. Eğer ÇED Raporu Osmaniye de olduğu gibi "Proje alanı ve yakın çevresinde arkeolojik miras bulunmamaktadır" yönünde gerçeğe aykırı yazılmış, sadece 250 metre uzağındaki 2500 yıllık Kastabala Antik kenti yok sayılmışsa, bilirkişi raporu da yanlış olacaktır. Rapora imza atan İTÜ Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı, arkeolojik miras kendisine anlatıldığında, "Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü bizden yerinde keşif istemelidir. Biz yanlış bilgilendirildik" diyerek yerinde keşfin hem fiziko-kimyasal etkilerin hem de coğrafi yapının değerlendirilmesinde en sağlıklı yol olduğunu belirtti.

Ümit edilen hatadan dönülmesi

Şubat ayından beri, Karatepe- Aslantaş Koruma Derneği, Osmaniye'deki Çukurova Doğa, İstanbul'daki Arkeologlar, Adana Biyologlar dernekleri, Adana Mimar ve Peyzaj Mimar odaları, ÇEKÜL, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı Adana Koruma Kurulu'na ÇED raporunun iptali ve yürütmeyi durdurmak için dilekçe verdiler, raporlar sundular.

Fabrikanın tarihi ve arkeolojik Kutsal Hierapolis Kastabala ören yerine dahil olan Kesmeburun Tepesi'ne oturtulması, ören yerinin kale ve sit alanı ile tepe arasındaki arkeolojik bölgeye malzeme nakli içiin yollar yapılmasının yasalara aykırı olduğunu, turizm, doğa, dolayısıyla Kuş Cenneti ve tarım açısından da son derece değerli bir su havzasının fabrikanın etkileri sonucunda elden çıkacağını söylüyor;."Ümidimiz hatadan bir an evvel dönülmesi."diyorlar.

Duyar duymaz; "Turizm ve kültür açısından çevreye bir zararı varsa takibe alırım"diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve ekibi projeyi takibe aldı, aynı duyaYerlılık ilgili diğer bakanlık ve bilim adamlarından da bekleniyor.